Avrupa'nın yakın ortağı Türkiye

Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Maxime Prevot, Avrupalı şirketlerin yakın ve güvenilir ortak arayışının arttığını belirterek, "Türkiye, Avrupa'nın tedarik zincirlerini daha dayanıklı hale getirmeye yardımcı olabilecek üretim kapasitesine, sanayi uzmanlığına ve komşu pazarlarla bağlantılara sahip" dedi.
Prevot, DEİK ve Avrupa İş Zirvesi işbirliğiyle Brüksel'de düzenlenen Türkiye - AB İş Zirvesi'nin açılışında konuştu. Rusya - Ukrayna savaşı, küresel rekabet ve tedarik zincirlerindeki aksaklıkların Avrupa'nın ekonomik kırılganlıklarını görünür hale getirdiğini anlatan Prevot, "Sanayilerimizi güçlendirmeli, temel teknolojilere erişimimizi güvence altına almalı ve uzaktaki tedarikçilere bağımlılığımızı azaltmalıyız. Bu da yakın çevremizin sunduğu fırsatları daha ciddi biçimde değerlendirmemiz anlamına geliyor" diye konuştu.
Futbola gönderme yaptı
Konuşmasında futbola da değinen Prevot, "Lukaku'yu Fenerbahçe'ye, Trossard'ı Beşiktaş'a daha önce de Mertens'i Galatasaray'a vererek Türk futboluna fayda sağladık, sadece ekonomiye değil" dedi.
Türkiye'nin Avrupa, Asya ve Orta Doğu'yu birbirine bağlayan büyük bir sanayi ekonomisine sahip olduğunu vurgulayan Prevot, Avrupalı şirketlerin üretim ve tedarik kararlarını yeniden değerlendirdiğine dikkat çekerek şöyle konuştu:
"Türkiye, yalnızca bir sanayi ortağı değil, aynı zamanda daha geniş bölgedeki pazarlara açılan bir kapı. Özellikle Avrupa'nın stratejik bağımlılıklarını azaltması gereken sektörlerde bu yakınlıktan daha iyi yararlanmalıyız."
Gümrük Birliği'ne çağrı
Prevot, ilişkilerde ilerleme sağlanabilecek alanların başında Gümrük Birliği modernizasyonunun geldiğini belirterek, "Gümrük Birliği, 30 yıldır ekonomilerimize önemli katkılar sağladı. Ancak kurulduğundan bu yana çok şey değişti" dedi. Ekonomik güvenlik, savunma, inovasyon, temiz enerji ve dijital teknolojileri yeni işbirliği alanları olarak sıralayan Prevot, ekonomik ilişkinin mal ticaretinin ötesine taşınması gerektiğini vurgulayarak, "Ekonomik ilişkimiz artık yalnızca mal alıp satmakla sınırlı kalmamalı. Birlikte geliştirmeli, üretmeli ve yatırım yapmalıyız" dedi.
'Made in EU' ve 'Made with EU'
Zirvede konuşan Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, son 30 yılda Türkiye-AB ticaret hacminin yaklaşık 10 kat artarak 23 milyar dolardan 233 milyar dolara ulaştığını söyledi. Tuzcu, "En büyük hayal kırıklığımız, Gümrük Birliği'nin modernizasyonunda yaşanan duraksamadır. Avrupa Komisyonu'nun yetki talep etmesinin üzerinden yaklaşık on yıl geçmesine rağmen resmi müzakereler hala başlatılamadı" dedi.
Koç Holding CEO'su Levent Çakıroğlu ise Türkiye'nin AB'nin rekabet gücünün ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. "Türkiye olmadan AB'nin endüstriyel gücü eksik ve çok daha zayıf kalacaktır" diyen Çakıroğlu, "Made in EU" (AB'de yapılmıştır) yaklaşımının "Made with EU" (AB'yle yapılmıştır) olarak yeniden tanımlanması çağrısı yaptı. Çin'in doğrudan yatırımlarının Türkiye'de yaklaşık 3 milyar dolar, AB'de ise 117 milyar dolar olduğunu belirten Çakıroğlu, "Dolayısıyla Türkiye, AB pazarı için asla bir 'arka kapı' rolü oynamamaktadır" dedi.
'Çok fırsat kaçıyor'
DEİK Başkanı Nail Olpak, 30 yılı aşkın süredir Türkiye - AB ekonomik ilişkilerinin belkemiğini oluşturan Gümrük Birliği'nin artık günün ihtiyaçlarını karşılamadığını söyledi. Olpak, "Bu denli hızlı değişen bir dünyada, birlikte çok fazla fırsatı kaçırıyoruz. Mevcut çerçevenin güncellenmesi hizmetler, e-ticaret, kamu alımları ve tarım alanlarında yeni işbirliği fırsatları yaratacaktır" dedi. Türkiye'yi Avrupa'nın yeşil ve dijital dönüşümünde doğal bir ortak olarak tanımlayan Olpak, Türkiye'de üretilen ürünlerin yeni kota ya da engeller olmaksızın Avrupa'nın sanayi ekosisteminin parçası kabul edilmesi gerektiğini söyledi. Olpak, bunun yalnızca Türkiye açısından değil, Avrupa'nın dayanıklılığı ve rekabet gücü açısından da kritik olduğunu vurguladı.
Kaynak: Milliyet