Bakan Bolat: AB, Türkiye’yi dışlamamalı; Gümrük Birliği ile karşılıklı fayda vurgusu
Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve AB Komisyonu Üyesi Maros Sefcovic Brüksel’de Türkiye-AB İş Zirvesi kapsamında konuştu; Gümrük Birliği’nin güçlendirilmesi ve Avrupa ile üretim ortaklığı üzerinde duruldu.


Milliyet'in haberine göre, Brüksel’de DEİK ve Avrupa İş Zirvesi işbirliğinde düzenlenen Türkiye-AB İş Zirvesi’nde “AB-Türkiye Ticaret ve Ekonomik İlişkilerinin Geleceğini Şekillendirmek” başlıklı oturumda söz alan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, AB Komisyonu’nun Ekonomiden Sorumlu Üyesi Maros Sefcovic ile birlikte gündemdeki konuları değerlendirdi. Bolat, bu yıl Brüksel’e beşinci kez ziyaretini gerçekleştirdiğini belirtirken, Sefcovic ile sekiz kez görüştüklerini hatırlattı ve iki taraf arasındaki güçlü bağlara vurgu yaptı.
Bolat, Gümrük Birliği’nin 1996 başından beri yürürlükte olduğunu hatırlatıp, bu kapsamda karşılıklı kısıtlamaların ve eş etkili tedbirlerin kaldırıldığını, Türkiye’nin ortak dış gümrük tarifesi rejimini benimsediğini ifade etti. Ayrıca Türkiye’nin AB’nin rekabet politikası, devlet yardımları politikası, marka ve patent rejimi ile ticaret politikalarına uyum sağladığını ve mevzuatının bu alanlarda AB mevzuatıyla uyumlaştırıldığını dile getirdi.
Bakan, Gümrük Birliği’nin son 30 yılda çok başarılı olduğunu ve yıllık ticaretin yaklaşık 21 milyar dolardan geçen yıl 233 milyar dolara yükseldiğini belirtti; bu artışın 11 kat olarak kayda geçtiğini vurguladı. Ayrıca Türkiye’nin doğrudan yabancı yatırım stokunun yaklaşık 294 milyar dolar olduğuna dikkati çekti ve bu yatırımın yaklaşık yüzde 63’ünün AB şirketlerinden geldiğini kaydetti. Bolat, AB üyesi ülkeler ile Türkiye’nin işletmeleri arasındaki bağın güçlü olduğuna işaret etti.
Bolat, Türkiye-AB toplam ticaretinin yaklaşık yüzde 26’sının otomotiv sektöründe gerçekleştiğini ve bu alanda 62 milyar dolarlık ticaret yapıldığını söyledi. Türkiye’nin otomotiv sanayisinin yüzde 75’inin Avrupa şirketleri tarafından oluştulduğunu belirten Bakan, Renault, Peugeot, Fiat, Stellantis Grubu, MAN, Mercedes-Benz ve Bosch gibi firmaları örnek gösterdi. Türkiye’nin AB şirketlerinden 21 milyar avroluk otomotiv yatırımı aldığını hatırlatan Bolat, “Bu şirketlerin Türk ortakları ve Türkiye’den temin ettikleri parçalar var. Ancak bu ilişki iki yönlü işliyor. Türkiye geçen yıl yaklaşık 1 milyon 450 bin otomobil ve diğer motorlu araç üretti. Bu üretimin yüzde 75’i AB şirketleri tarafından gerçekleştiriliyor.” dedi.
Bakan, Türkiye’nin otomotiv pazarının yılda yaklaşık 1,3 milyon araç düzeyinde olduğunu ve bu pazarın yüzde 75’lik bölümünün, yani yaklaşık 980 bin aracın ithalat yoluyla karşılandığını belirtti. Bolat, iki taraf arasındaki tedarik zincirleri, pazarlar ve üretim açısından karşılıklı bağımlılığın güçlü olduğunu ifade etti ve son beş yılda Türkiye-AB toplam ticaretinin 900 milyar avroya ulaştığını, dolar karşılığında yaklaşık 1 trilyon dolara denk geldiğini kaydetti.
Türkiye’nin AB içinde tartışılan Sanayi Hızlandırma Yasası hakkında da görüşlerini paylaşan Bolat, Avrupalı ortaklara ve dostlara sağduyunun hâkim olması gerektiğini vurguladı ve AB sanayisi ile Türk sanayisi için kazan-kazan yaklaşımını benimsediklerini söyledi. Ayrıca üçüncü ülkelerden yapılan büyük ölçüdeki ithalata ilişkin kaygılarını da dile getirdi ve çözümün güvenilir ortaklar veya Gümrük Birliği’ni dışlamak olmadığını belirtti. Bolat, üye ülkelerden Avrupa Parlamentosu’ndan, AB Komisyonu’ndan ve AB Konseyi’nden bekledikleri çözümün Türkiye’nin ‘Avrupa ile Üretim’, ‘AB ile Üretim’ projesinde eşdeğer bir ortak olarak kabul edilmesi olduğunu ifade etti.
Bolat, bugün ayrıca Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu toplantısını Türkiye-AB İş Zirvesi programıyla birleştirmeyi planladıklarını aktardı. Böylece özel sektör temsilcileriyle kamu yetkililerini bir araya getirerek karşılıklı diyalog ve anlayışı güçlendirmeyi hedeflediklerini belirtti. Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu sayesinde, Gümrük Birliği kapsamındaki sorunların sayısını geçen yıl itibarıyla 29’dan 14’e indirmeyi başardıklarını söyledi ve ilave ilerleme için çalışacaklarını kaydetti.
Bolat ayrıca Türk vatandaşlarına yönelik vize meselesine değinerek, Türkiye’nin aday ülkeler arasında vize serbestisi kapsamında henüz ilerleme kaydedilmemiş tek ülke olduğunu ve diğer aday ülkelerin tamamının bu imkandan yararlandığını vurguladı. Getirilen kademeli vize sisteminin bazı kolaylıklar sağladığını ancak yeterli olmadığını sözlerine ekledi.
Sefcovic, küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde Türkiye ile ortaklığa büyük önem verdiklerini ifade etti. Jeopolitik ve güvenlik endişeleri ile olumsuz ekonomik koşullara rağmen, iki tarafın açık ve kurallara dayalı ticarete bağlı kaldığını, ticaretin güçlenmesini beklediklerini söyledi. Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği bulunan tek büyük ekonomi olduğuna dikkat çekti ve Gümrük Birliği’nin yüzeysel olarak değil, derinleşmiş tedarik zincirlerini kuvvetlendirdiğini belirtti. Doğu Akdeniz’de istikrar ve güvenliğin sağlanması için karşılıklı stratejik çıkarların bulunduğunu ifade eden Sefcovic, çok daha fazla işbirliği için potansiyelin yüksek olduğunu ve değerlendirilmeyi bekleyen imkanların bulunduğunu kaydetti. SPÇ, Gümrük Birliği’nin eksiksiz uygulanmasının ve tüm üye ülkelerine eşit biçimde hayata geçirilmesinin temel gereklilik olduğunu söyledi. Ayrıca Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin her iki taraf için somut faydalar sağlayacağını ifade etti; ticaretin büyümesi, yatırım akışlarının artması ve tedarik zincirlerinin daha da bütünleşmesi için bu adımların önemli olduğunu belirtti.
TürkAta Haber Ajansı