Çin'de benzin pahalandı, elektrikli araç trafiği yüzde 35 arttı
Çin'de benzin fiyatları yükselirken Ulusal Gün tatilinde yeni enerjili araç trafiği yüzde 35 arttı. Otoyollardaki günlük şarj tüketimi yüzde 51,42 yükseldi. Veriler, ulaşım tercihlerindeki değişimin petrol talebine etkisini ortaya koydu.
Çin'de benzin pahalandı, elektrikli araç trafiği yüzde 35 arttı
Çin'de benzin fiyatları yükselirken Ulusal Gün tatilinde yeni enerjili araç trafiği yüzde 35 arttı. Otoyollardaki günlük şarj tüketimi yüzde 51,42 yükseldi. Veriler, ulaşım tercihlerindeki değişimin petrol talebine etkisini ortaya koydu.
Dünyanın en büyük petrol ithalatçısı Çin'de yükselen akaryakıt fiyatları, sürücülerin ulaşım tercihlerini değiştiriyor. Ekim ayının ilk haftasına ilişkin resmî veriler, elektrikli araçların yalnızca şehir içinde değil, uzun mesafeli yolculuklarda da giderek daha fazla tercih edildiğini ortaya koydu. Benzinli otomobillerle yapılan yolculuklar gerilerken elektrikli ve diğer yeni enerjili araçların trafiğinde güçlü artış kaydedildi.
Ulaşım tercihlerindeki bu değişim, Çin'in petrol tüketiminde yaşanan gerilemeyle birlikte değerlendirildiğinde daha büyük bir ekonomik dönüşüme işaret ediyor. Elektrikli otomobil kullanımının yaygınlaşması, dünyanın en büyük enerji tüketicilerinden birinin akaryakıt ihtiyacını azaltırken küresel petrol piyasası açısından da dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme haline geliyor.
Elektrikli araç trafiği yüzde 35, şarj tüketimi yüzde 51 arttı
Çin'de 1-7 Ekim tarihleri arasındaki Ulusal Gün tatilinde elektrikli ve diğer yeni enerjili araçların otoyol trafiği, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 35 arttı. Çin Ulaştırma Bakanlığının verileri, tatil döneminde toplam 2,14 milyar bölgeler arası yolculuk gerçekleştiğini gösterdi. Günlük ortalama yolculuk sayısı 306 milyona ulaşırken ulaşım araçları arasındaki tercihlerin aynı yönde değişmediği görüldü.
Karayolu ulaşımı toplam yolculukların büyük bölümünü oluşturmaya devam etse de özel otomobillerle yapılan yolculukların günlük ortalaması geçen yılın aynı tatil dönemine göre yaklaşık yüzde 1,3 geriledi. Buna karşılık demiryolu yolculuklarının günlük ortalaması yüzde 13,1 yükseldi. Hava yolu taşımacılığında ise belirgin bir yıllık değişim görülmedi. Böylece otomobille seyahatten demiryoluna yöneliş dikkat çekerken karayolu ulaşımının kendi içinde de elektrikli araçların payı büyüdü.
Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor. Çin'de kullanılan yeni enerjili araç sınıflandırması yalnızca tamamen elektrikli otomobilleri kapsamıyor; şarj edilebilir hibrit modeller de bu grupta yer alıyor. Dolayısıyla yüzde 35'lik trafik artışı sadece bataryalı elektrikli otomobillere ait değil. Bununla birlikte söz konusu yükseliş, alternatif enerjiyle çalışan araçların uzun yolculuklarda daha yaygın kullanıldığını gösteriyor.
Çin Ulusal Enerji İdaresinin 8 Ekim'de açıkladığı şarj verileri de bu gelişmeyi destekledi. Ülke genelindeki otoyol şarj noktalarında yedi günlük tatil boyunca 6 milyon 711 bin şarj işlemi gerçekleştirildi. Bu işlemlerde tüketilen elektrik miktarı yaklaşık 163 milyon kilovatsaate ulaştı. Günlük ortalama şarj tüketimi ise 23,26 milyon kilovatsaat olarak hesaplandı ve geçen yılın aynı tatil döneminin günlük ortalamasına göre yüzde 51,42 artış gösterdi.
Söz konusu veriler, ulusal izleme sistemine dahil 62 bin 700 otoyol şarj bağlantı noktası üzerinden derlendi. Ancak bu artış, elektrikli otomobil sayısının aynı oranda yükseldiği anlamına gelmiyor. Şarj tüketimindeki büyümede araç parkının genişlemesi, uzun mesafeli kullanımın yaygınlaşması ve yüksek kapasiteli şarj altyapısının gelişmesi birlikte etkili oluyor.
Ayrıca yıllık karşılaştırmada tatil sürelerinin farklılığı da göz önünde bulundurulmalı. Çin'de 2025 yılındaki Ulusal Gün ve Sonbahar Ortası Festivali tatilleri birleşerek sekiz gün sürerken 2026'da karşılaştırmaya konu olan dönem yedi günle sınırlı kaldı. Bu nedenle toplam tüketim miktarları yerine günlük ortalamalar üzerinden yapılan karşılaştırma, elektrikli araç kullanımındaki değişimi daha sağlıklı ortaya koyuyor.
Çin, otoyol şarj altyapısını genişleterek uzun yolculuklardaki kapasite sorunlarını azaltmaya çalışıyor. Ülke genelindeki otoyol dinlenme alanlarında yaklaşık 89 bin şarj bağlantısı bulunurken yılın ilk sekiz ayında yaklaşık 11 bin yüksek güçlü şarj ünitesi eklendi. Tatil döneminde yeni enerjili araç trafiği artmasına rağmen şarj noktalarında aşırı yoğunluk yaşanan dinlenme tesislerinin günlük ortalamasının yüzde 17 azalması, altyapı yatırımlarının kullanım koşullarını iyileştirdiğine işaret ediyor.
Benzin pahalandı, 49 milyon araçlık dönüşüm hızlandı
Çin'de elektrikli araç kullanımının hızlanmasında otomobil teknolojilerindeki gelişmeler kadar benzin fiyatlarının yükselmesi de etkili oluyor. Enerji piyasası araştırma kuruluşu Kpler'in eylül ayında yayımladığı analize göre ülkede perakende benzin fiyatları, yıl başından nisan ayına kadar yaklaşık yüzde 21 arttı. İkinci çeyrekte ortalama benzin fiyatları geçen yılın aynı döneminin yaklaşık yüzde 22 üzerine çıkarken benzin talebinde yüzde 8 civarında gerileme hesaplandı.
Yüksek akaryakıt fiyatları, özellikle günlük ulaşımda ve uzun mesafeli yolculuklarda elektrikli otomobillerin kullanım maliyeti avantajını daha belirgin hale getiriyor. Hem elektrikli hem de benzinli otomobile sahip hanelerin daha fazla yolculukta elektrikli araçlarını tercih etmesi de tüketim üzerinde etkili olabiliyor. Böylece elektrikli araçların benzin talebine etkisi yalnızca yeni otomobil satışlarıyla sınırlı kalmıyor; mevcut araçların ne kadar kullanıldığı da önem kazanıyor.
Enerji danışmanlık şirketi Energy Aspects'in hesaplamaları, Çin'de benzin tüketiminin 2026'nın ilk dokuz ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6 gerilediğini gösteriyor. Bu düşüş yalnızca elektrikli otomobillerin yaygınlaşmasıyla açıklanmıyor. Akaryakıt fiyatlarının yüksek seyretmesi, ekonomik faaliyetlerdeki değişim ve sürücülerin tren gibi alternatif ulaşım araçlarına yönelmesi de talebi etkiliyor. Ancak elektrikli araçların sayısındaki büyüme, benzin tüketimindeki gerilemenin daha kalıcı hale gelmesi ihtimalini güçlendiriyor.
Çin'in otomobil parkındaki değişim de bu eğilimin büyüklüğünü gösteriyor. Haziran 2026 sonu itibarıyla ülkedeki yeni enerjili araç sayısı 48 milyon 970 bine ulaştı. Bu araçların toplam otomobil parkı içindeki payı yüzde 13,19'a yükselirken tamamen elektrikli otomobillerin sayısı 33 milyon 675 bin olarak kaydedildi. Böylece yeni enerjili araçların yaklaşık yüzde 69'unu yalnızca elektrikle çalışan modeller oluşturdu.
Yeni araç kayıtlarında ise elektrikli ve şarj edilebilir hibrit modellerin ağırlığı çok daha yüksek seviyeye ulaşmış durumda. Çin'de 2026'nın ilk yarısında 5 milyon 195 bin yeni enerjili araç trafiğe kaydedildi. Bu sayı, aynı dönemde gerçekleştirilen yeni otomobil kayıtlarının yüzde 49,42'sine karşılık geldi. Başka bir ifadeyle ülkede trafiğe yeni çıkan her iki otomobilden yaklaşık biri elektrikli veya yeni enerjili modellerden oluştu.
Bu büyümenin arkasında yalnızca akaryakıt maliyetleri bulunmuyor. Çinli üreticilerin daha geniş fiyat aralıklarında otomobil sunması, batarya teknolojilerindeki gelişmeler, şarj ağı yatırımları ve devletin otomobil yenileme programları da tüketici tercihlerini etkiliyor. Bununla birlikte satın alma teşviklerinin 2026'da önceki yıla göre daraltılması, yeni enerjili araç satışlarının yılın başlangıcında baskı altında kalmasına neden olmuştu. Sonraki dönemde benzin fiyatlarının yükselmesi ise elektrikli araçların kullanım maliyeti avantajını yeniden öne çıkardı.
Petrol talebindeki gerileme Türkiye'yi nasıl etkileyebilir?
Çin'deki ulaşım dönüşümünün küresel enerji piyasaları açısından önemi, ülkenin dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı olmasından kaynaklanıyor. Çin'de benzinli otomobillerin daha az kullanılması, uzun vadede rafinerilerin iç pazara yönelik benzin üretim ihtiyacını azaltabilecek bir gelişme. Özellikle elektrikli araç parkının büyümeye devam etmesi, petrol talebinin ulaştırma sektöründen kaynaklanan bölümünde kalıcı değişiklik yaratabilir.
Kpler'in eylül ayında yayımladığı tahminlere göre Çin'in günlük benzin talebi 2026 yılında yaklaşık 210 bin varil azalabilir. Kuruluş, elektrikli otomobillerin ve alternatif yakıt kullanan ticari araçların yaygınlaşmasıyla benzin ve motorin talebindeki toplam gerilemenin günlük yaklaşık 440 bin varile ulaşabileceğini öngörüyor. Bu rakamlar gerçekleşmiş tüketim verileri değil, yılın tamamına yönelik tahminler. Ancak yılın ilk dokuz ayındaki benzin tüketimi düşüşü, talepteki zayıflığın devam ettiğine ilişkin önemli bir gösterge sunuyor.
Ulaşım sektöründeki dönüşümün benzin tüketimi üzerindeki etkisi 2026 ile de sınırlı kalmayabilir. Kpler, benzin fiyatlarının normalleşmesi halinde bile elektrikli araç parkındaki büyümenin etkisinin devam edeceğini ve 2027'de günlük benzin talebinin yaklaşık 70 bin varil daha gerileyebileceğini tahmin ediyor. Bu beklenti, yüksek akaryakıt fiyatlarının hızlandırdığı değişimin fiyatlar yeniden düşse bile bütünüyle tersine dönmeyebileceğine işaret ediyor.
Ancak elektrikli otomobil kullanımındaki artışın Çin'in toplam petrol ihtiyacını aynı oranda düşüreceği sonucuna varmak doğru değil. Petrol, karayolu taşımacılığının dışında petrokimya, sanayi, havacılık ve başka ulaşım alanlarında kullanılmaya devam ediyor. Ayrıca Çin'in ham petrol ithalatı yalnızca iç tüketim tarafından belirlenmiyor; rafineri faaliyetleri, stok birikimi ve işlenmiş petrol ürünü ihracatı da ithalat miktarını etkiliyor. Bu nedenle benzin talebindeki azalma ile toplam ham petrol ithalatı arasında birebir ilişki bulunmuyor.
Türkiye açısından bakıldığında ise Çin'deki gelişmelerin etkisi öncelikle küresel petrol piyasası üzerinden ortaya çıkabilir. Dünyanın en büyük ithalatçısında ulaşım kaynaklı petrol talebinin zayıflaması, diğer koşullar değişmediği takdirde uluslararası ham petrol fiyatlarındaki yükseliş baskısını sınırlayabilir. Bu durum, enerji ithalatçısı Türkiye açısından orta ve uzun vadede maliyetleri etkileyebilecek bir unsur olarak değerlendiriliyor.
Bununla birlikte Çin'de petrol tüketiminin azalması, Türkiye'de benzin ve motorin fiyatlarının otomatik olarak düşeceği anlamına gelmiyor. Akaryakıt fiyatları küresel ham petrol fiyatlarının yanında rafineri ürün fiyatları, döviz kuru ve vergi düzenlemelerinden de etkileniyor. Ayrıca jeopolitik gelişmelerden kaynaklanan arz sorunları, talepteki zayıflamaya rağmen petrol fiyatlarını yüksek tutabilir. Dolayısıyla Çin'in elektrikli araç dönüşümünün Türkiye'deki pompa fiyatlarına yansıması, küresel enerji piyasasındaki diğer koşullarla birlikte şekillenecek.
Ekim ayının ilk haftasında ortaya çıkan veriler, Çin'de elektrikli araçların artık yalnızca yeni otomobil satışlarını değil, günlük ulaşım alışkanlıklarını ve enerji tüketimini de değiştirdiğini gösteriyor. Elektrikli araç trafiğindeki yüzde 35'lik artış ve otoyol şarj tüketimindeki yüzde 51,42'lik yükseliş, bu dönüşümün uzun mesafeli yolculuklarda da hızlandığını ortaya koyuyor. Çin'deki değişimin kalıcı hale gelmesi ise önümüzdeki yıllarda dünya petrol talebinin yönünü etkileyebilecek önemli unsurlardan biri olacak.
Kaynak: Dunya