İçeriğe geç
  • Dolar 49,2152
  • Euro 55,0538
  • Sterlin 65,0588

Sanayi

İmalatçının 3 yıllık hasar kaydı ağır oldu

TÜİK'in Sektör Bilançoları, 2023 ortasında başlayan sıkı para politikasının imalat sanayisine 3 yıllık faturasını ortaya koydu. 2023-2025'te net satışlar 15 trilyon TL'den 28,4 trilyon TL'ye çıkarken kârlılık aynı hızda artmadı. Sanayici 3,5 trilyon TL finansman gideri ödedi; bu giderlerin faaliyet kârına oranı yüzde 44,8'den yüzde 6

MERVE YİĞİTCAN

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) iş birliğiyle hazırlanan Sektör Bilançoları sonuçları, 2023 yılının ikinci yarısında ekonomi yönetiminin değişmesiyle başlayan parasal sıkılaşma sürecinin imalat sanayindeki röntgenini çekti. 2023, 2024 ve 2025 yıllarını kapsayan 3 yıllık toplulaştırılmış bilanço ve gelir tablosu verileri, Türkiye üretiminin amiral gemisi olan imalat sektörünün ciroyu artırmasına rağmen yüksek borçlanma maliyeti, daralan kâr marjları ve kur baskısı nedeniyle bilanço yapısında belirgin bir bozulma yaşadığını kanıtlıyor. Buna göre, imalat sanayi şirketlerinin net satışları 2023 yılındaki 15 trilyon 50 milyar TL seviyesinden, 2024'te 22 trilyon 293 milyar TL'ye, 2025 yılında ise 28 trilyon 401 milyar TL'ye ulaştı. Sektörün net satışları 3 yılda nominal olarak yüzde 88,7 oranında büyüme kaydetti. İhracat kanadı da sıkılaşma ve dış talepteki yavaşlamaya rağmen direnç gösterdi. Bilançolardaki yurtdışı satışlar 2023'te 3 trilyon 831 milyar TL iken, 2024'te 5 trilyon 807 milyar TL'ye, geçen yıl da 7 trilyon 426 milyar TL'ye yükseldi. Yurtdışı satışların brüt satış payı da 2023'te yüzde 24,07 iken, 2024'te yüzde 24,54 ve 2025'te yüzde 24,52 olarak hesaplandı. Yani ihracat TL bazında 3 yılda yüzde 94 artarken, yurtdışı satışların brüt satış payı da yüzde 24 seviyelerinde sabit kaldı.

Her 100 TL'nin 70 TL'si faize gitti

Sıkı para politikasının imalat sanayine en ağır etkisi finansman giderleri kalemi üzerinden gerçekleşti. Politika faizinin kademeli olarak yükseltilmesi ve ticari kredi faizlerinin artması, sanayicinin borç servis maliyetini katladı. İmalat sektörünün finansman giderleri 2023'te 785,5 milyar TL, 2024'te 1 trilyon 171,3 milyar TL, 2025 yılında ise 1 trilyon 550,3 milyar TL'ye dayandı. Yani sıkılaşma politikasının uygulandığı 2023-2025 döneminde imalat sanayinin katlandığı toplam finansman gideri tam 3 trilyon 507 milyar TL'ye ulaştı. Bu tutarın 2 trilyon 957 milyar TL'lik kısmı doğrudan kısa vadeli borçlanma giderlerinden oluştu.

Sıkılaşma sürecinin üretim çarkları üzerindeki yıkıcı etkisini en net gösteren rasyo da finansman giderlerinin faaliyet kârına oranı oldu. İmalat sektörü 2023 yılında 1 trilyon 754 milyar TL faaliyet kârı elde ederken, bunun yüzde 44,8'ini finansman masraflarına yatırıyordu. 2024'te iç talebin yavaşlamasıyla faaliyet kârı 1 trilyon 636 milyar TL'ye geriledi ve finansman giderinin faaliyet kârına oranı yüzde 71,6'ya tırmandı. 2025'te faaliyet kârı 2 trilyon 242 milyar TL'ye çıksa da yüksek faiz ortamı nedeniyle finansman oranı yüzde 69,1 seviyesinde yüksek kalmaya devam etti. Bir başka ifadeyle, sanayici ana faaliyetinden kazandığı her 100 TL kârın yaklaşık 70 TL'sini bankalara ve finansman masraflarına ödemek zorunda kaldı.

Net kambyo zararı 251,5 milyar TL

Sıkılaşma döneminde uygulanan kura müdahale ve döviz likiditesi adımları, sanayicinin bilanço yapısındaki kambiyo dengesini de sarstı. 2023 yılında kambiyo kârları 1 trilyon 393 milyar TL, kambiyo zararları da 1 trilyon 389 milyar TL olurken, sektöre net 3,96 milyar TL kâr bırakmıştı. Ancak sıkılaşmanın derinleştiği 2024'te net kambiyo dengesi 29,4 milyar TL zarara döndü. 2025 yılında ise kambiyo zararları 1 trilyon 851 milyar TL'ye fırlarken, kambiyo kârları 1 trilyon 600 milyar TL'de kaldı. Böylece sektörün net kambiyo zararı 2025 yılında 251,5 milyar TL'ye ulaşırken, 3 yıllık birikimli net kur zararı 277 milyar TL oldu.

Net kâr marjı yüzde 3,1'e geriledi

3 yıllık dönemde satışlar yüzde 88,7 artarken, net kârlılık ise tamamen zıt bir ivme izledi. Sektörün dönem net kârı; 2023'teki 1 trilyon 119 milyar TL seviyesinden, 2024'te 561,9 milyar TL'ye kadar geriledi. 2025'te toparlanarak 873,9 milyar TL'ye çıksa da 2023'ün gerisinde kaldı. Sanayicinin net kâr marjı da 2023'teki yüzde 7,44 seviyesinden, 2024'te yüzde 2,52'ye indi, 2025'te de hafif toparlanarak yüzde 3,08'e çıktı. Ancak 2023'ün oldukça gerisinde kaldı.

Borçlar özkaynağın önünde

Bilançoların pasif yapısı incelendiğinde, yüksek borçlanma maliyeti altında ezilen sanayicinin sermaye yapısındaki bozulma net biçimde ortaya çıkıyor. 2023 yılında toplam aktiflerin yüzde 52,9'u özkaynaklardan oluşurken, bu oran 2024'te yüzde 51,8'e, 2025'te ise sert bir düşüşle yüzde 46,7'ye geriledi. Sektörün toplam borcunun aktif büyüklüğe oranı da 2023'teki yüzde 47,1 seviyesinden 2025'te yüzde 53,3'e çıktı. 2023-2025 döneminde imalat sanayinin toplam borçları yüzde 99,9 artışla 8,82 trilyon TL'den 17,62 trilyon TL'ye katlanırken; özkaynak büyümesi yüzde 55,8'de kaldı, 2025'te 15,43 trilyon TL'yi buldu. Yani borçlanma hızı özkaynak büyümesini ikiye katladı.

Borcun 13,06 trilyon lirası kısa vadeli kaynaklardan oluşuyor

İmalat sektörünün toplam 17,6 trilyon TL'lik borç yükünün yüzde 74,1'i, yani 13,06 trilyon TL kısa vadeli kaynaklardan oluşuyor. Bu da sanayicinin uzun vadeli krediye erişememesi nedeniyle borç vadelerinin sürekli kısaldığını ortaya koyuyor. Mali borçlar (banka kredileri, finansal kiralama ve ihraç edilen senetler) toplamı ise 3 yılda ikiye katlanarak 3,32 trilyon TL'den 6,92 trilyon TL'ye fırladı.

Finansman yükü yatırım ve Ar-Ge'yi vurdu

Sıkılaşma sürecinin yarattığı yüksek borçlanma maliyetleri, imalat sanayinin geleceğe yönelik yatırımlarını ve inovasyon hamlelerini gölgede bıraktı. TÜİK ve TCMB verilerine göre imalat sektörünün Ar-Ge harcamaları 2025 yılında 103,2 milyar TL seviyesinde kaldı. Aynı yıl sanayicinin bankalara ve finansman kurumlarına ödediği tutarın 1 trilyon 550 milyar TL olduğu göz önüne alındığında, sektörün Ar-Ge'ye ayırabildiği kaynak finansman giderlerinin sadece yüzde 6,6'sına karşılık geldi. Yatırım tarafında da benzer bir büzüşme yaşandı. Bilançonun "Yapılmakta olan yatırımlar" kalemi 2024 yılındaki 1 trilyon 333 milyar TL seviyesinden, 2025 yılında 1 trilyon 372 milyar TL'ye yükselerek nominal bazda sadece yüzde 2,9 artabildi. Yüksek enflasyon ortamında gerçekleşen bu yatay seyir, sanayicinin yüksek faiz ortamında yeni fabrika, makine ve kapasite yatırım kararlarını ertelemek zorunda kaldığını net biçimde gösteriyor.

Şüpheli alacaklar 2 yılda yüzde 86'lık artış gösterdi

Sıkı para politikasının piyasadaki likiditeyi daraltması ve ticari kredi musluklarının kısılması, şirketler arası tahsilat zincirindeki kırılmaları da bilançolara taşıdı. İmalat sektörünün şüpheli ticari alacaklar kalemi, parasal sıkılaşmanın derinleştiği 3 yıllık dönemde sert bir yükseliş kaydetti. Buna göre 2023 yılında 44,5 milyar TL olan şüpheli alacak tutarı, 2024 yılında 58,4 milyar TL'ye, 2025 yılında ise 82,7 milyar TL'ye yükseldi. Yani, sıkılaşma sürecinde imalatçıların zamanında tahsil edemediği ve icra/dava konusuna dönüştürdüğü şüpheli alacak tutarı 2 yılda yüzde 85,9 oranında sıçrama yaptı. Aynı dönemde şirketlerin şüpheli alacaklar için ayırdığı karşılık giderleri de 33 milyar TL'den 61,1 milyar TL'ye tırmandı. Bu veriler; piyasada artan konkordato, ihbarlı çek ve vadeli ödeme krizinin imalat bilançolarındaki somut yansıması olarak kayıtlara geçti.

Kaynak: Ekonomim

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…