İçeriğe geç
  • Dolar 49,5315 ▲ %0,11
  • Euro 55,7919 ▲ %0,26
  • Sterlin 66,2454 ▲ %0,65
  • Gram Altın 6.670,56 ▲ %0,54
  • Çeyrek Altın 10.859,67 ▲ %0,90
  • Gümüş 91,92 ▲ %0,60
  • Bitcoin 4.075.540 ▲ %1,26
  • BIST 100 11.715,61 ▼ %2,94

Röportaj

Mahfi Eğilmez açıkladı: Milli gelir artarken refah hissedilemiyor mu?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, milli gelir artışının vatandaşların yaşam standardına yansımamasının nedenlerini analiz etti; nominal büyüme, enflasyon ve gelir dağılımı etkilerini vurguladı.

Ekonomim'in haberine göre, Türkiye’deki ekonomik büyüme göstergeleri ile vatandaşların günlük hayatta karşılaştığı durumlar arasındaki farkı ele alan ekonomist Mahfi Eğilmez, millî gelir ve GSYH artışına rağmen birçok kişinin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını belirtti. İnternet sitesinde yayımlanan yazısında, büyüme ile reel yaşam standartları arasındaki ayrımın nedenlerini değerlendirdi ve bu tabloya yol açan dinamikleri sıraladı.

Eğilmez, büyümenin toplumsal refahı otomatik olarak yükseltmediğine dikkat çekti. Üretim miktarındaki artışın yanında fiyat artışları, döviz kuru hareketleri ve gelir dağılımındaki eşitsizliklerin günlük yaşamı şekillendirdiğini ifade etti. Cari fiyatlar ile reel büyüme arasındaki farkın, tek başına ekonominin gerçek genişlemesini yansıtmayabileceğini vurguladı.

TÜİK’in 2025 verilerine göre Türkiye ekonomisi cari fiyatlarla yüzde 41,6 büyürken reel büyüme yüzde 3,7 olarak gerçekleşti. Eğilmez, parasal büyüklükteki artışın üretim miktarındaki yükselişe eşlik etmediğini söyledi ve ekonomik büyümenin doğru değerlendirilmesi için reel üretimdeki genişlemeye odaklanılması gerektiğine işaret etti.

Enflasyonun satın alma gücünü aşındırdığına işaret eden Eğilmez, nominal gelirler artsa da fiyatların daha hızlı yükselmesi nedeniyle vatandaşların alım gücünün düştüğüne dikkat çekti. Örneğin geliri yüzde 30 artan bir kişinin harcamaları yüzde 50 yükseldiğinde reel satın alma gücü geriliyor.

Hayat pahalılığının etkisinin herkes için aynı olmadığını belirten Eğilmez, kira, gıda, enerji ve ulaşıma ayırılan harcamaların büyük olanlar için enflasyondan daha ağır etkilere yol açtığını kaydetti. Bu yüzden ortalama enflasyon, herkesin yaşadığı hayat pahalılığını birebir yansıtmayabiliyor.

Hizmet sektöründeki büyümenin bazı kalemlerinde fiyat artışlarının payının bulunduğunu ifade eden Eğilmez, nominal gelirlerin yükselmesinin her zaman aynı oranda üretim ve katma değer artışı anlamına gelmediğini vurguladı.

Dolar bazında milli gelir artışının refah göstergesi olarak tek başına yeterli olmadığını da sözlerine ekleyen Eğilmez, liranın değer kazancı veya kaybının, reel üretimdeki artışı ve vatandaşların refahını tek başına belirleyemediğini belirtti.

Ekonomik büyümenin getirilerinin nasıl dağıldığı konusuna da değinen Eğilmez, GSYH’nin toplam katma değerini gösterdiğini ancak gelir dağılımının bu tabloda yer değiştirmediğini söyledi. Ücretlerin enflasyonun gerisinde kalması durumunda büyümenin vatandaşın satın alma gücünü zayıflatabileceğini belirtti.

Eğilmez’in değerlendirmesine göre, Türkiye’de milli gelir ve GSYH’daki artış, vatandaşların refah seviyesinin aynı oranda yükseldiği anlamına gelmiyor. Enflasyonun etkisi, döviz kurundaki değişimler ve gelir dağılımındaki eşitsizlikler, büyümenin günlük yaşama yansımasını sınırlıyor. Ekonomik başarının yalnızca büyüme rakamlarına bakılarak değil, bu artışın vatandaşların gelirine ve yaşam standartlarına ne ölçüde yansıdığıyla ölçülmesi gerektiğini kaydet.

TürkAta Haber Ajansı

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…