QNB Business Buluşmaları'nda Trabzon'un potansiyeli ve ekonomik gelişmeler masaya yatırıldı
QNB Business Buluşmaları Trabzon'da iş dünyasını bir araya getirdi. Ekonomideki gelişmeler, finansmana erişim, yüksek faiz ve enflasyonun işletmelere etkilerinin ele alındığı buluşmada Trabzon'un yatırım, üretim ve ihracat potansiyelinin artırılmasına yönelik hedefler de değerlendirildi.
Kent ekonomisinin yanı sıra iş dünyasının gündemi ve bölgesel ekonomik gelişmelerin değerlendirildiği programın moderatörlüğünü Bloomberg HT Ekonomi Haberi Sunucusu Doç. Dr. Pelin Yantur üstlendi. Programda konuşan QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan, QNB Business'in 2017 yılında başlattıkları QNB Anadolu Buluşmaları'nın devamı ve yeni markası olduğunu belirterek bugüne kadar 11 ilde bu buluşmaları gerçekleştirdiklerini ifade etti. Tan, "Pandemi döneminde 1,5 senelik bir ara verdik. Bu süreç dışında sürekli müşterilerimizle bir araya geliyoruz. Biz QNB Türkiye olarak, müşterilerimizin yanında olmayı, onlarla sorunlarını ve önümüzdeki döneme ilişkin planlarını konuşmayı çok önemseyen bir bankayız. Burada fırsatları görüyor, önümüzdeki dönemde neleri birlikte yapabileceğimizi değerlendiriyor, nasıl sorunlarla mücadele edeceğimizi öğrenmeye çalışıyoruz. Geçtiğimiz yıllarda bankamızda hayata geçirilen birçok fikir de aslında eski adıyla Anadolu Buluşmaları, yeni adıyla QNB Business Buluşmaları sırasında çıktı ve bundan sonra da çıkmaya devam edecek" dedi.
Ömür Tan: Ekonomik program birçok sorunun çözümünde olumlu sonuçlar ortaya koydu
QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan, Trabzon ekonomisinin son yıllarda yakaladığı çıkışa dikkat çekerek bölgenin sanayileşmede önemli bir mesafe katettiğini ve turizmde ciddi bir ivme yakaladığını söyledi.
Yaklaşık üç yıldır uygulanan yeni ekonomik programın, Türkiye›nin önceki dönemlerde yaşadığı birçok ekonomik sorunun çözümüne yönelik olumlu sonuçlar ortaya koyduğunu belirten QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan, şöyle konuştu:
"Döviz rezervleri önemli ölçüde yükseldi. Birçok konuda zorluklara rağmen önemli mesafe kat edildi. Elbette süreçte gecikmeler yaşandı. Başta gerek savaş ve bölgesel çatışmalar, gerek siyasi gelişmeler gerekse kuraklık gibi birçok yurtiçi yurtdışı etken bu gecikmelerde etkili oldu. Şimdi bunların hepsi belirli bir yere geldi ama enflasyonun daha iyi seviyelere gelebilmesi için neredeyse bir yıllık gecikmeye neden oldu.
Tüm bu gelişmeler bankacılık sisteminin bilançoları üzerinde de etkili oldu. Net faiz marjlarının negatif olduğu, belirli büyüklüğün altındaki bankaların aylık gelir tablolarında zarar açıkladığı dönemler oldu."
Ömür Tan, "Geçen yıl verdiğim birçok demeçte 2026 yılının ikinci yarısında kredilerde olan büyüme sınırlamalarının bir miktar gevşeyeceğin öngördüğümü söylüyordum. Maalesef birçok dış etken nedeniyle bu gerçekleşmedi." dedi. Tan, bankacılık sisteminin halen kuvvetli, özkaynaklarının güçlü olduğunu da vurguladı.
Kurda bir hareket beklemediğini ifade eden QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan, şunları söyledi: "Bizim yıl sonu kur beklentimiz 52 TL civarında, 2027 yıl sonu için ise bu beklenti 61-62 TL seviyesinde. Kur artışının enflasyonun altında bir seviyede kalmasını bekliyoruz. Gelecek yıl sonu için ise enflasyonun yüzde 25 seviyelerinde gerçekleşeceğini öngörüyoruz.
İçerisinde bulunduğumuz ekonomik koşullarda müşterilerimiz gelir artışı sağlayamıyorsa bakılması gereken bir tarafın da giderler olduğunu düşünüyoruz. Gözden geçirilmesi gereken pek çok gider kalemi ve yılların getirdiği alışkanlıklar var." Bankacılık sistemiyle finansmana erişimin zorlaştığı, kredi faizlerinin görece yüksek olduğu ortamda şehirleri gezdiklerini anlatan Ömür Tan, "Aslında doğru zamanda buradayız. Çünkü bu dönemde müşterilerimize olası finansman imkanlarını ve bu imkanları nasıl kullanıp yönetebileceklerini iyi anlatmamız lazım." dedi.
Şehirleri gezmenin temel amacının ihtiyaçları anlamak ve birlikte neler yapılabileceğini değerlendirmek olduğunu anlatan Tan, şunları söyledi: "Biz bankacılar olarak müşterilerimize ihtiyaçları doğrultusunda kredi vermek isteriz, bizim ana ürünlerimizden biri bu. Biz kredi vermezsek zaten var olamayız. Trabzon'a üst yönetimimizle geldik. Burada olmamızın amacı ihtiyaçları anlamak ve önümüzdeki dönemde birlikte neler yapabileceğimizi değerlendirmek."
Reel sektörün en önemli sorunu finansmana erişim
Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Erkut Çelebi ise reel sektörün karşı karşıya bulunduğu en önemli sorunun finansmana erişim olduğunu söyleyerek yüksek faiz oranlarının işletmelerin üretim ve yatırım kapasitesini olumsuz etkilediğini belirtti.
Finansmana erişimin mümkün olduğu durumlarda dahi maliyetlerin işletmeler açısından ağır bir yük oluşturduğunu ifade eden Çelebi, "Finansmana erişim en büyük sorun. Erişilse bile maliyeti çok fazla. Yüksek faiz ortamında firmalar ne üretecek ki kâr etsin? Yüksek faiz ve enflasyonla birlikte düşük kur bizi adeta bitirme noktasına doğru getiriyor" dedi.
İşletmelerin finansmana ulaşabilmek için yoğun çaba harcadığını vurgulayan Çelebi, reel sektörün üretimini ve yatırımlarını sürdürebilmesi için düşük maliyetli finansmana erişimin sağlanmasının büyük önem taşıdığını kaydetti. Çelebi, KOBİ'lerin ekonomideki ağırlığına da dikkat çekerek, "KOBİ'ler ekonominin yüzde 99'unu döndüren işletmeler" ifadelerini kullandı. KOSGEB başta olmak üzere çeşitli destek mekanizmalarının da bulunduğunu belirten Çelebi, mevcut desteklerin işletmelerin ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kaldığını ifade etti.
Katma değeri yüksek teknoloji ürünlerinde ilerlemek istiyoruz
Trabzon'un ekonomik yapısı ve gelecek dönem hedefleri hakkında da değerlendirmelerde bulunan Çelebi, fındık, çay, su ürünleri ve turizmin kentin önemli ekonomik değerleri arasında bulunduğunu söyledi. Trabzon'un mevcut güçlü sektörlerini korurken katma değeri yüksek üretim alanlarına yönelmesi gerektiğini belirten Çelebi, "Fındık ihracatımız açısından önemli bir ürünümüz. Çay da önemli ürünlerimiz arasında. Turizm kent ekonomisine ciddi katkı sağlıyor. Önümüzdeki yıllarda katma değeri yüksek teknoloji ürünlerinde de ilerlemek istiyoruz" dedi.
Bu doğrultuda üniversitelerle iş birliği içerisinde teknolojik üretime yönelik çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Çelebi, bazı teknolojik cihazların Trabzon'da üretilmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü belirtti. Kişiye özel implant üretimine yönelik METAM projesini örnek gösteren Çelebi, Biyoteknoloji ve İnovasyon Merkezi'nde de yeni çalışmalar gerçekleştirildiğini söyledi. Aromatik bitkilerden aroma ve uçucu yağların elde edilmesine yönelik bir laboratuvar kurulduğunu belirten Çelebi, Trabzon'un yüksek katma değerli üretim kapasitesini artırmaya yönelik çalışmaların devam ettiğini ifade etti.
Trabzon'da yükselen yıldız sektör su ürünleri
İhtisas Organize Sanayi Bölgelerinin kentin sektörel gelişimi açısından önem taşıdığını belirten Çelebi, sektörlerin ihtiyaçlarına yönelik yatırımların geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Trabzon'un yükselen sektörlerinden birinin su ürünleri olduğunu vurgulayan Çelebi, özellikle somon yetiştirme ve işleme alanındaki gelişmelere dikkat çekti. Çelebi, "Yükselen yıldızımız su ürünleri, özellikle somon işleme. Bu nedenle ilk tercihimiz su ürünleri ihtisas OSB'si kurmak. Bu konuda girişimlerimiz oldu" diye konuştu.
İhracatın sekteye uğramaması gerekiyor
Küresel ticarette yaşanan gelişmelerin Trabzonlu ihracatçı firmalar açısından yeni riskler oluşturduğuna da değinen Çelebi, Avrupa Birliği ile ticaretin sürdürülebilirliğinin önemine dikkat çekerek "Zor günler bizi bekliyor. Avrupa Birliği'ne olan ihracatımızın sekteye uğramaması gerekiyor. Küresel ticarette yaşanan gelişmeler ve özellikle Hindistan'ın AB ile ticaret alanındaki adımları önümüzdeki dönemde ihracatımız açısından yeni engeller oluşturabilecek bir konuma geliyor" dedi.
Başkan Çelebi, şehrin orta ve yüksek teknoloji üretim kapasitesini artırmak için planladıkları Yatırım Adası ve Endüstri Bölgesi'nin yapımı için Trabzon Büyükşehir Belediyesi ile çalışmaların sürdürüldüğünü söyledi.
Türkiye'nin gerçek anlamda iş yapma kapasitesine sahip birçok girişimcisi var
Türkiye'nin yine bu iktidar döneminde 2002 yılında yüzde 70 olan enflasyonu 3 yıl içinde yüzde 7'ye düşürdüğünü anlatan Bloomberg HT Genel Yayın Yönetmeni Açıl Sezen ise, "Biz bunu yaptık ama arkasında çok sağlam kurgulanmış bir plan, bir program, bir ekonominin yeniden yapılanması ve yeniden imarı vardı. O ihracat odaklı bir programdı. Türk Lirası o dönemde de çok değer kazandı. Çünkü bu tür politikalar para birimine değer kazandırır. Türk Lirası'nın değer kazanması belli bir noktaya kadar iyidir, belli bir noktadan sonra ihracatçıyı zorlar hale gelir. Şimdi tam bunları yaşıyoruz.
Konuşmasında döviz kurunun devletin istediği noktada olacağını ifade eden Sezen "Kur kopar mı, patlar mı, çatlar mı? Hayır. Kur şu anda devlet ne istiyorsa o olur. Çünkü Merkez Bankası'nın bunu savunacak bir faiz silahı var, Merkez Bankası'nın kuru savunacak rezervi yeterli. Burada bir tek risk hane halkının dövize gitmesidir. Hane halkı dövize koşarak gitmediği müddetçe Merkez Bankası ve devlet kuru nerede isterse kur orada olur seçime kadar. Seçimler sonrasında bir uyarlama beklenebilir. Belki oralarda bir miktar daha kuru yukarıda görebilirsiniz. Onun için bu gözle bakmak, kredi maliyetlerini buna göre değerlendirmek gerek "diye konuştu.
Açıl Sezen, "Türkiye'nin gerçek anlamda iş yapma kapasitesine sahip birçok girişimcisi bulunduğunu belirterek bölgede üretim gücü, kapasitesi ve çeşitliliği bakımından Türkiye kadar geniş imkanlara sahip başka bir ülke olmadığını söyledi. Türkiye'nin bir üretim ülkesi olduğunun altını çizen Sezen, "Konjonktürü doğru yönettiğimizde, hayatı normal akışı içerisinde yürütebildiğimizde Türkiye'de iş dünyasını bağlasanız durmuyor. Hane halkını bağlasanız durmuyor. Bu ülkenin genç nüfusu refah istiyor, refaha ulaşmak istiyor, yarın değil bugün istiyor" dedi
Kimse durumdan memnun değil ama piyasalarımızı korumalıyız
Reel kesimin, şirketlerin ciddi sıkıntılar yaşadığına dikkat çeken EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ, "Yüksek faizler nedeniyle finansmana erişim sıkıntıları maalesef azalacağına arttı. İçinde bulunduğumuz durum ne işvereni, ne işçiyi ne beyaz yakalıyı, kimseyi memnun etmiyor. Piyasadaki durgunluk ve likitide problemleri, şirketlerin dayanma gücünü zayıflatıyor. 'Fonzi' diye adlandırdığımız son kriz de likidite sorununu artırdı. 'Negatif refah etkisi' farklı kesimlerin de frene basmasına neden oluyor. Güven ortamının hızla geri gelmesini sağlamak lazım. MSCI şikayetini dillendirmeden maalesef adım atamadık. Sonra da telaşla adım atınca cin şişeden çıktı. Çok olumsuz, güveni ciddi zedeleyici gelişmeler yaşamış olsak da sonuçta sermaye piyasaları bu memlekete lazım. Bu memleketin üretimden daha güçlü bir kası yok. Bunu korumamız lazım. Vatandaşlarımızın gurur veren başarılara imza atan şirketlerimizin hisselerine, bu hisselerin de yer aldığı yatırım fonlarına yatırım yapması çok önemli ve değerli. Onun için sert biçimde eleştirsek de sonuçta sermaye piyasalarımızı da korumamız lazım" dedi.
Kurda hızlı bir çıkış, faizde hızlı bir iniş beklememek gerekir
Hükümetin uyguladığı ana planda büyük bir değişiklik olmadığını söyleyen Güldağ, söyle devam etti:
"Orta Vadeli Program'a da baktığımız zaman bize söylediği kur enflasyonun altında kalmaya devam edecek ve bu kur rejimi sürdürülecek. OVP bir kur hedefi vermiyor. Ama ekonomik büyüklükle ilgili yapılan hesaplara bakınca, ortalama kurun 2027'de yaklaşık 56 lira, 2028'de 64 lira ve 2929 için de 69 lira ortalama kurdan hesap yapıldığını görüyoruz. Şurası da bir gerçek ki, OVP'nin kur hesabı bugüne kadar tuttu. Mesela bu sene doları da 52 lira düzeyinde bitireceğiz gibi görünüyor. Belki biraz daha altında dahi olabilir. OVP'de ilan edilenlere bakınca, bütçe açığının artması, transferlerin artırılması gibi nedenlerle 2027'de kısmi de olsa bir seçim ekonomisinin uygulanacağını gösteriyor. Ancak kurlarda bir hızlı çıkış ya da faizlerin hızla aşağıya çekilmesi, bir önceki seçimde olduğu gibi enflasyonun çok altında faizlerle kredilerin açılması gibi beklentiler içinde olmamak lazım. Bu dengeleri bozacağı ve kuru patlatabileceği için tercih edilmeyecek."
Kaynak: Ekonomim