İçeriğe geç
  • Dolar 49,3979 ▲ %0,03
  • Euro 55,6494 ▼ %0,18
  • Sterlin 65,3956 ▼ %0,16
  • Gram Altın 6.644,78 ▲ %1,51
  • Çeyrek Altın 10.816,51 ▲ %1,07
  • Gümüş 96,37 ▲ %2,79
  • Bitcoin 4.077.094 ▼ %0,62
  • BIST 100 12.265,98 ▲ %0,43

Finans ve Yatırım

Dev fondan kritik uyarı: ABD tahvil faizleri yüzde 6'ya çıkabilir

Dünyanın en büyük tahvil yöneticilerinden PIMCO, ABD'nin 10 yıllık tahvil faizinde yüzde 6 ihtimalini gündeme taşıdı. Üstelik hisse senetleri ve şirket tahvilleri için riskin daha düşük bir seviyede bile başlayabileceği uyarısında bulundu.

Dev fondan kritik uyarı: ABD tahvil faizleri yüzde 6'ya çıkabilir

Dünyanın en büyük tahvil yöneticilerinden PIMCO, ABD'nin 10 yıllık tahvil faizinde yüzde 6 ihtimalini gündeme taşıdı. Üstelik hisse senetleri ve şirket tahvilleri için riskin daha düşük bir seviyede bile başlayabileceği uyarısında bulundu.

Küresel piyasalarda yüksek faiz endişesi büyürken dünyanın önde gelen tahvil yatırım kuruluşlarından PIMCO, yatırımcıları yakından ilgilendiren yeni bir risk senaryosu açıkladı. Uyarının merkezinde ABD'nin uzun vadeli borçlanma maliyetleri ve bu maliyetlerin hisse senetlerine etkisi bulunuyor.

ABD tahvil faizinde yüzde 6 ihtimali

PIMCO Grup Yatırım Direktörü Dan Ivascyn, 9 Ekim'de yaptığı değerlendirmede ABD'nin 10 yıllık devlet tahvili faizinin yüzde 6 seviyesine ulaşabileceğini söyledi. Financial Times'a konuşan Ivascyn, tahvil piyasasında son haftalarda yaşanan satışların devam etmesi halinde bu seviyenin kısa vadede dahi görülebileceğini belirtti.

ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi, ekim ayının başında yüzde 5,34'e çıkarak 2002'den bu yana en yüksek seviyesini görmüştü. Açıklamanın yapıldığı saatlerde yüzde 5,29 civarında bulunan faiz, 9 Ekim işlemlerinin ardından ABD Hazinesinin resmî günlük verilerinde yüzde 5,24 olarak kaydedildi.

PIMCO yöneticisinin gündeme getirdiği yüzde 6 seviyesi, gerçekleşmiş bir faiz artışı veya kesinleşmiş yıl sonu tahmini değil. Mevcut piyasa koşullarında ortaya çıkabilecek bir risk senaryosu.

Ancak böyle bir yükseliş yaşanırsa ABD'nin uzun vadeli borçlanma maliyetleri 2000 yılından bu yana görülmemiş seviyelere ulaşabilir.

Borsa için asıl risk yüzde 5,5'te

PIMCO yöneticisinin değerlendirmesindeki en dikkat çekici ayrıntı, hisse senetleri açısından tehlikenin yüzde 6 beklenmeden ortaya çıkabileceğini belirtmesi oldu. Ivascyn'e göre ABD'nin 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 5,5'e veya üzerine yükselmesi, hisse senetleri ve şirket tahvilleri gibi daha riskli varlıklarda belirgin bir zayıflamaya neden olabilir.

Bunun nedeni, ABD devlet tahvillerinin küresel finans piyasalarında temel getiri göstergelerinden biri olması. Devlet tahvillerinin sunduğu getiri yükseldikçe yatırımcıların hisse senetlerinden beklediği getiri de artıyor. Bu durum, özellikle gelecekte yüksek kâr elde etmesi beklenen ancak bugünkü değerlemeleri pahalı bulunan şirketler üzerinde baskı oluşturabiliyor.

Şirketler açısından bir başka risk de finansman maliyetleri. Devlet tahvili faizlerinin yükselmesi, şirketlerin yeni borçlanmalarında ödeyecekleri faizleri de artırabiliyor. Dolayısıyla PIMCO'nun uyarısı yalnızca tahvil yatırımcılarını değil, borsalarda işlem yapanları ve borçlanma ihtiyacı bulunan şirketleri de ilgilendiriyor.

Petrol ve kamu borcu faizleri yukarı itiyor

ABD tahvil faizlerindeki yükselişin arkasında birden fazla etken bulunuyor. Bunların başında enerji fiyatları geliyor. Petrolün yüksek seviyelerde kalması, taşımacılık ve üretim maliyetleri üzerinden enflasyonun beklenenden daha uzun süre yüksek kalabileceği endişesini güçlendiriyor.

Bu durum, ABD Merkez Bankasının (Fed) faizleri daha uzun süre yüksek tutabileceği veya gerektiğinde ilave sıkılaştırmaya gidebileceği beklentisini destekliyor.

İkinci önemli unsur, ABD'nin büyüyen kamu borcu ve finansman ihtiyacı. Devletin yüksek miktarda borçlanmaya devam etmesi, yatırımcıların uzun vadeli tahvilleri ellerinde tutmak için daha yüksek getiri talep etmelerine neden olabiliyor. Yapay zekâ yatırımları da bu sürecin bir başka parçası. Veri merkezleri ve enerji altyapısı için yapılan büyük yatırımlar hem sermaye talebini artırıyor hem de ekonomik büyüme ve enflasyon beklentilerini etkiliyor.

Ivascyn, bütün bu temel unsurların yanında tahvil piyasasındaki kaldıraçlı işlemlere de dikkat çekiyor.

Büyük fonların satışları düşüşü hızlandırabilir

PIMCO'ya göre tahvil faizlerini kısa sürede daha yukarı taşıyabilecek risklerden biri, büyük yatırım fonlarının zarar eden pozisyonlarını kapatmak zorunda kalması. Tahvil fiyatları ile faizleri ters yönde hareket ediyor. Faizler yükseldiğinde, daha önce ihraç edilmiş sabit faizli tahvillerin piyasa değeri genellikle düşüyor.

Kaldıraç kullanarak yüksek miktarda tahvil pozisyonu taşıyan yatırımcılar açısından bu durum daha ağır kayıplara yol açabiliyor. Zararların büyümesi veya risk sınırlarının aşılması halinde fonlar pozisyonlarını kapatmak için satış yapabiliyor. Bu satışlar tahvil fiyatlarını yeniden aşağı çekerek faizleri daha da yükseltebiliyor.

Ivascyn'in kısa vadede yüzde 6 seviyesini mümkün görmesinin nedenlerinden biri de bu zincirleme satış ihtimali. Bununla birlikte, yüksek getirilerin yeni yatırımcıları tahvil piyasasına çekmesi satışları sınırlayabilir. Bu nedenle yüzde 6 senaryosunun gerçekleşmesi kaçınılmaz değil.

Altın ve Türkiye için ne anlama geliyor?

ABD tahvil faizlerinin yükselmesi, altın açısından da önem taşıyor. Faiz getirisi sağlamayan altının ons fiyatı, özellikle ABD'deki reel faizlerin ve doların yükseldiği dönemlerde baskı altında kalabiliyor. Devlet tahvillerinin daha yüksek getiri sunması, yatırımcıların altın yerine faiz geliri sağlayan varlıklara yönelmesini teşvik edebiliyor.

Ancak ilişkinin her zaman aynı yönde işlemesi gerekmiyor. Enflasyon endişelerinin güçlenmesi veya finansal piyasalarda ciddi bir güven kaybı yaşanması, güvenli liman talebi üzerinden altına destek sağlayabiliyor.

Bu nedenle yüksek tahvil faizlerinin altını mutlaka düşüreceği sonucuna varılamaz. PIMCO'nun son açıklaması da doğrudan bir altın fiyat tahmini içermiyor.

Türkiye açısından ise ABD faizlerindeki yükseliş, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımları, doların küresel değeri ve dış finansman maliyetleri üzerinden önem taşıyor.

ABD devlet tahvillerinin getirisi arttığında uluslararası yatırımcıların gelişmekte olan piyasalardaki varlıkları tutmak için talep ettikleri getiri de yükselebiliyor.

Bunun Türkiye'ye etkisi, küresel risk iştahının yanı sıra ülkenin enflasyon görünümüne, para politikasına ve yatırımcı güvenine bağlı olacak.

Kritik tarih 14 Ekim

PIMCO'nun uyarısının ardından piyasaların önündeki en önemli veri başlıklarından biri ABD'nin eylül ayı tüketici enflasyonu. ABD Çalışma İstatistikleri Bürosunun takvimine göre veriler 14 Ekim Çarşamba günü Türkiye saatiyle 15.30'da açıklanacak.

Beklentileri aşan enflasyon, Fed'in para politikasına ilişkin daha sıkı bir görünümün fiyatlanmasına neden olabilir. Böyle bir durumda uzun vadeli tahvil faizleri yeniden yükseliş baskısıyla karşılaşabilir. Beklentilerden düşük bir enflasyon ise piyasadaki baskıyı hafifletebilir.

Yatırımcılar açısından bundan sonraki temel soru, ABD tahvil faizinin yüzde 5,5 sınırına yaklaşıp yaklaşmayacağı ve bu hareketin hisse senetlerine ne ölçüde yansıyacağı olacak.

Kaynak: Dunya

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…