Hazır giyimde toparlanma değil, duraklama dönemi
Ocak-temmuz döneminde AB'nin hazır giyim ithalatı %4,9, ABD'nin %8,2 düşerken, Türkiye'nin kaybı %1,5'te kaldı. TGSD Müşterek Başkanı Narbay, "K.Amerika'ya ihracatımız ise %4,6 arttı. Yılbaşından bu yana istihdam da yeniden artmaya başladı. Konkordato başvuruları da %28 geriledi. Ama bu bir toparlanma değil, bir duraklama" dedi.
Hazır giyimde toparlanma değil, duraklama dönemi
Ocak-temmuz döneminde AB'nin hazır giyim ithalatı %4,9, ABD'nin %8,2 düşerken, Türkiye'nin kaybı %1,5'te kaldı. TGSD Müşterek Başkanı Narbay, "K.Amerika'ya ihracatımız ise %4,6 arttı. Yılbaşından bu yana istihdam da yeniden artmaya başladı. Konkordato başvuruları da %28 geriledi. Ama bu bir toparlanma değil, bir duraklama" dedi.
Mehmet Hanifi GÜLEL
Bu yıl 50. kuruluş yılını kutlayan Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) tarafından düzenlenen 19. İstanbul Hazır Giyim Konferansı başladı. Sektörün en büyük buluşması olan etkinliğe kamu temsilcileri, yurt içinden ve yurt dışından üreticiler, alım grupları, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşları katıldı.
Ana teması 'Yeniden Tanımlanan Değer: Made in Türkiye' olarak belirlenen konferansın açılışını ise Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Dr. Mehmet Ali Kılıçkaya ve TGSD Müşterek Başkanı Dr. Ümit Özüren yaptı. Açılışın ardından TGSD Müşterek Başkanı Toygar Narbay ve TÜSİAD Baş Ekonomisti Gizem Öztok Altınsaç'ın katılımıyla Kritik Eşikteyiz: Çıkış Yolu Nerede? Raporlar Ne Söyledi, Bugün Neredeyiz? başlıklı bir oturum düzenlendi.
"Zemin düzelmeden, kalıcılığı söyleyemeyiz"
TGSD Müşterek Başkanı Toygar Narbay, sektörün ağır bir sınavdan geçtiğinin ancak üretim gücünü koruduğunun altını çizdi. Geçen yılki konferansta, 2026'yı bir denge yılı olarak öngördüklerini hatırlatan Narbay, "Jeopolitik gerilimler, Körfez'de yaşanan İran-ABD çatışması ve yükselen enerji fiyatları nedeniyle pazarlar beklediğimizden fazla daraldı ama biz pazarlarımızı çeşitlendirerek daha az daraldık. Ocak-temmuz döneminde Avrupa Birliği'nin hazır giyim ithalatı %4,9, ABD'ninki %8,2 düşerken bizim kaybımız %1,5'te kaldı. Kuzey Amerika'ya ihracatımız ise %4,6 arttı. Yılbaşından bu yana istihdam da yeniden artmaya başladı. Konkordato başvuruları %28 geriledi. Ama bu bir toparlanma değil, bir duraklama. Zemin düzelmeden ve TGSD'nin talep ettiği stabilizasyon dönemi destekleri tam olarak sağlanmadan bu dengenin kalıcı olduğunu söyleyemeyiz" dedi.
"Yakın tedarik bir tercih değil, bir sigortadır"
Rekabet gücünün yalnız işçilik maliyetiyle ölçülemeyeceğini vurgulayan Narbay, hız, dikey entegrasyon, pazara erişim ve işletme standartlarını dikkate aldığımızda 23 ülke arasında birinci olduklarını açıkladı. Sektörün birim fiyatı 2022'den bu yana %13 yükselttiğine dikkat çeken Narbay, "Sektör %21'lik üretim kaybına karşılık verimliliğini de artırdı. Ancak bunlar maliyet artışımızın yalnızca bir kısmını telafi etti ve firmalar kârlılıklarını önemli ölçüde kaybetti. Fiyat artışına rağmen katma değerde ise bir artış sağlayamadık. Belirsizliğin önümüzdeki 5-10 yılda azalmayacağı bir dünyada yakın tedarik bir tercih değil, bir sigortadır. Avrupa için bu sigortanın en güçlü adresi de Türkiye" diye konuştu.
İlk olarak geçen yıl yaptıkları 'Türkiye Markası' çağrısının bugün somut bir politika önerisine dönüştüğünü belirten Narbay, TGSD'nin Strateji Haritası ve Uzgörü 2050 çalışmasını Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı'na sunulan 138 maddelik bir çerçeveye dönüştürdüklerini iletti. Narbay, "Mevcut 86 desteğin 83'ünü yeniden düzenledik, 55 yeni öneri ekledik; çerçevenin bir maddesi de Türkiye Markası. Strateji Haritamızdaki önerimiz, teşviklerin tek elden, performansa ve niteliğe dayalı, ölçülebilir bir sisteme bağlanması" ifadelerini kullandı.
"Başarılar hepimiz için yeni bir kapı açabilir"
Türkiye'de üretilen değerin küresel pazarlarda daha güçlü bir karşılık bulması için farklı alanlardaki başarıların birbirini desteklemesi gerektiğini kaydeden Dr. Ümit Özüren, şef Fatih Tutak'ın NATO zirvesindeki menüsünü, bilim insanı Prof. Canan Dağdeviren'in giyilebilir teknoloji çalışmalarını, Arda Güler'in Real Madrid'deki başarısını örnek gösterdi. "Bizim ürettiğimiz giysiler de tasarımı ve kalitesiyle Türkiye hakkında olumlu bir izlenim oluşturuyor" diyen Özüren, "Bir şefimizin, bir bilim insanımızın, bir sporcumuzun, bir sanatçımızın, bir tasarımcımızın başarısı hepimiz için yeni bir kapı açabilir. Türkiye'nin dünyadaki itibarını birlikte büyütebiliriz. Made in Türkiye'nin değerini yükseltmek, Türkiye'de üreten herkesin geleceğini güçlendirmektir" dedi.
"Küresel ticarette belirsizlik dönemindeyiz"
Konferansın açılışında konuşan Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Kılıçkaya, konferansın temasının Ticaret Bakanlığı'nın ihracat politikalarıyla örtüşen bir anlam ifade ettiğini söyledi. Kılıçkaya, Türkiye'nin ihracattaki başarısına dikkat çekerek şunları kaydetti: "Küresel ticaretin belirsizliklerle karşı karşıya olduğu bir dönemden geçiyoruz. Bütün bu gelişmelere rağmen bu yılın ocak-eylül döneminde Türkiye'nin toplam mal ihracatı bir önceki yılın aynı dönemine göre %5,2 arttı ve 211 milyar dolara ulaştı. Hazır giyim ve konfeksiyon sektörümüz 12,4 milyar dolar, tekstil ve ham maddeleri sektörümüz ise 7,2 milyar dolar ihracat gerçekleştirdi. Hazır giyimde yaklaşık %2,5'lik gerileme var. Bu bağlamda sektörün rekabetçiliğini korumak ve Türkiye'nin hazır giyimde marka gücünü sürdürülebilir kılmak için tasarıma, teknolojiye, markalaşmaya, yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirliğe daha çok yatırım yapmak gerektiğini düşünüyoruz."
Kaynak: Dunya